56. İnsanların Sebepsiz Yere Öldürülmesi
Ebu Hureyre (ra)anlatıyor: Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: "İnsanlar öyle günler görecek ki, katil niçin öldürdüğünü, maktul de niçin öldürüldüğünü bilemeyecek." (Müslim, Fiten: 56, (2908)) | ||
Cinayetlerdeki artış ahir zaman alametlerinden biridir. Gazetelerde, çok küçük bir tartışma nedeniyle veya karşısındaki kişinin tepkisinden hoşlanmadığını, dinlediği müzikten rahatsız olduğunu öne sürerek, çok az bir miktar para elde edeceğini düşünerek adam öldürenlerin haberlerine sıkça rastlanmaktadır.
|
57. Her Yerde Kargaşaya Sebep Olan Fitneler
Şu muhakkak ki, yakın gelecekte (birbirini takip eden) birtakım fitneler olacaktır. Sonra tekrar fitneler olacaktır. Sonra yine fitneler olacaktır. (Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahirzaman Alametleri, s. 375, no.684) | ||
... Sonunda da belalar, fitneler ve hoşlanmayacağınız birçok kötü işler isabet edecektir. Arka arkaya öyle fitneler gelir ki, sonra gelen gittikçe daha büyük olduğu için önce geleni ince ve hafif bırakır. (Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahirzaman Alametleri, s. 394-395, no. 733)
Yukarıdaki hadislerde, dünyaya sürekli olarak yayılan ve uzun süreler devam eden bir fitneden söz edilmektedir. "Fitne" kelimesi ise daha önce belirtildiği gibi "savaş, karışıklık, kavga, ihtilaf" gibi anlamlara da gelmektedir. Kelimenin bu anlamları düşünüldüğünde özellikle son bir asırdır, hadiste de ifade edildiği gibi arka arkaya hiç bitmeden süren savaşlar, iç çatışmalar, kargaşa olayları dünyanın dört bir yanında bitip tükenmeden devam etmektedir. Özellikle geride bıraktığımız 20. yüzyıl "Savaşlar Yüzyılı" olarak anılmaktadır. İçinde bulunduğumuz 21. yüzyılda yine savaşlar ve terör olayları ile başlamıştır ve halen de bunlar dünyanın dört bir yanında devam etmektedir.
|
20. yüzyıl savaşlarında yaklaşık 180 milyon insan hayatını kaybetti. İnsanlık tarihinde ilk kez, bir yüzyıl içinde bu kadar çok sayıda insan savaşlar nedeniyle hayatını kaybetmiş oldu. Yine 20. yüzyılda, her biri en az 6000 kişinin ölümüne neden olan yaklaşık 165 savaş ve çatışma meydana geldi.
Son dönemde dünyanın hangi bölgelerinde savaş ve iç karışıklık yaşandığına baktığımızda, dünyanın bir yerde bitip diğer yerde başlayan fitnelerden kurtulamadığını görmek mümkündür. Bosna-Hersek, Kosova, İran, Irak, Afganistan, Çeçenistan, Filistin, Kamboçya, Etiyopya, Somali, Yemen, Uganda, Cezayir, Ruanda, Mozambik, Angola, Kongo, Liberya, Burundi, Sudan, Lübnan, Arjantin, Kuzey İrlanda, El Salvador, Nikaragua savaşların ve iç çatışmaların yaşandığı ülkelerden sadece bazılarıdır.
Son dönemde dünyanın hangi bölgelerinde savaş ve iç karışıklık yaşandığına baktığımızda, dünyanın bir yerde bitip diğer yerde başlayan fitnelerden kurtulamadığını görmek mümkündür. Bosna-Hersek, Kosova, Arnavutluk, İran, Irak, Afganistan, Çeçenistan, Filistin, İsrail, Kuzey Kore, Kamboçya, Etiyopya, Somali, Yemen, Uganda, Cezayir, Ruanda, Mozambik, Angola, Kongo, Liberya, Burundi, Sudan, Lübnan, Arjantin, Kuzey İrlanda, El Salvador, Nikaragua savaşların ve iç çatışmaların yaşandığı ülkelerden sadece bazılarıdır.
Dünya tarihi savaşlar ve çatışmalarla doludur, ancak 20. yüzyılda ve 21. yüzyılın başlarında meydana gelen savaşlar, terör eylemleri ve katliamlar, tüm dünya tarihinde meydana gelenlerden birçok özelliği ile ayrılmaktadır. Daha önce de söz edildiği gibi, bu savaşlardaki ölü sayısı, tüm savaşların toplamından çok daha fazladır. Ayrıca, tarih boyunca savaşlar hep bölgesel olarak kalmış, bir yerden diğerine sıçrayarak tüm dünyaya yayılmamıştır. Ancak 20. yüzyıldan başlayarak bu çatışmalar tüm dünyaya yayılmıştır. Geçtiğimiz yüzyılda savaş veya çatışma görmemiş, terör olaylarını yaşamamış tek bir ülke dahi yok gibidir.
20. yüzyıl savaşlarını diğerlerinden ayıran bir başka özellik ise, kullanılan silahların gücüdür. Tanklar, ağır toplar, bombardıman uçakları, bu yüzyılda ortaya çıkmış ölüm makinalarıdır. Öte yandan nükleer silahların kullanılmasıyla çok daha dehşet verici katliamlar yaşanmış, atom bombaları ile yok edilen Hiroşima ve Nagazaki kentlerinde sadece o savaşı gören nesiller değil, bir veya birkaç nesil sonrası da büyük zararlar görmüştür.
|
Günümüzde biyolojik savaş en büyük tehlikelerden biri olarak görülmektedir. Nitekim, 11 Eylül terör saldırılarının ardından ABD'de önemli adreslere mektuplarla gönderilen şarbon bakterisi bunun bir örneğidir. 2001'in Ekimi'nde, ABD'de basın kuruluşları ve politik örgütlere mektupla gönderilen şarbon sporları, ikisi ölümle sonuçlanan 10 şarbon vakasına neden olmuştur. Sonuç olarak, hadiste sözü edilen ve dünyanın birçok yerine yayılan fitnenin, 20. yüzyılda başlayan ve 21. yüzyılda devam eden savaşlar, çatışmalar, kargaşa ve terör olayları olması ihtimali çok yüksektir. Tüm bunlar Hz. İsa (as) ve Hz. Mehdi (as) ile birlikte kurulacak olan Altınçağ döneminin yaklaştığının ve ahir zamanın yaşanmakta olduğunun alametleridir.
|
58. Hz. Mehdi (as)'ın Çıkışından Ümet Kesilmesi
İnsanların ümitsiz olduğu ve "Hiç Hz. Mehdi (as) falan yokmuş" dediği bir sırada Allah Hz. Mehdi (as)'ı gönderir... (Kitab-ul Burhan fi-Alamet-il Hz. Mehdi (as) yy-il Ahir Zaman, s. 55) | ||
Yukarıdaki hadiste ahir zaman alametlerinden birinin insanların "Hz. Mehdi (as)'ın gelmeyeceği yönünde" bir ümitsizliğe kapılmaları olduğu bildirilir. Bu ümitsizliğin yaygınlaşması Hz. İsa (as)'ın da geliş alametlerinden biridir.
Ahir zamanda, savaşlarla, yoklukla, açlıkla, adaletsizliklerle, ahlaki çöküşle ve çeşitli salgın hastalıklarla içiçe yaşayan insanların büyük çoğunluğu tüm bu olumsuzlukların ortadan kalkabileceğine dair inançlarını yitirirler. Müslümanlar arasında da pek çok kişi, Altınçağ'ın başlayıp, İslam ahlakının dünya üzerinde hakim olacağı yönündeki beklentilerini kaybeder ve fitnelerin artarak devam edeceğine inanır.
Nitekim günümüzde de bu ruh halinin örnekleri sık sık görülmektedir. Peygamber Efendimiz (sav)'in Hz. İsa (as)'ın yeryüzüne yeniden dönüşü, Hz. Mehdi (as)'ın zuhuruyla birlikte yaşanacak olan güzelliklerle ilgili çok sayıda hadisi olmasına rağmen birçok kişi böyle bir dönemin yaşanmayacağını zannetmektedir. İşte bu zan da ahir zaman alametlerinden biridir. Gerçek din ahlakının hakimiyeti, bu ümitsizlik halinin insanlar arasında yaygınlaştığı bir zamanda, Allah'ın insanlara olan rahmeti sayesinde başlayacaktır.
Oysa Allah'ın izni ile Hz. İsa (as) içinde yaşadığımız bu yüzyılda tekrar dünyaya dönecek, Hz. Mehdi (as) zuhur edevek ve gerçek din ahlakı tüm dünyaya hakim olacaktır. Yeryüzü o gelmeden önce nasıl zulüm ve haksızlıkla doluysa, o geldikten sonra, Rabbimiz'in izniyle, adalet, barış, güvenlik ve bereketle dolacaktır.
59. Fakirlik ve Açlık
Fakirler çoğalacak. (Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahir Zaman Alametleri, s. 455) | ||
Açlık ve hayat pahalılığı alabildiğine yayılacak. (Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahirzaman Alametleri, s. 440)
Deccalin zuhurundan üç yıl önce, son derece buhranlı günler olacak, açlık hüküm sürecektir… (Kıyamet Alametleri, s. 220)
Hz. Mehdi (as) öncesinde yaşanacak olan açlık ve fakirlikle ilgili olarak Peygamber Efendimiz (sav)'in yukarıdaki hadislere benzer pek çok hadisi bulunmaktadır. Hiç şüphesiz tarih boyunca açlık ve sefalet hep var olmuştur. Ancak ahir zamanda fakirlik tüm dünya genelinde çok büyük bir artış gösterecektir. Ve bu durum Hz. İsa (as)'ın gelişinin habercisidir.
|
Bugün dünyanın dört bir yanında yiyecekten ve içecekten mahrum, sağlıksız koşullar altında yaşayan, barınacak bir yer bulamayan insanlar bulunmaktadır. Bu durum Afrika, Asya, Güney Amerika başta olmak üzere Amerika ve Avrupa ülkelerinde de yoğun olarak sürmektedir. İnsanların küçük bir bölümü çok büyük bir refah içinde yaşarken, 2 milyara yakın insan açlık sınırında yaşamaktadır. 2000'li yıllara girerken yazılan bir makalede dünyanın içinde bulunduğu durum şu şekilde açıklanmaktadır:
Yeni bin yıla adım atarken, her gün yoksullukla ilgili sebeplerden dolayı 35.000 çocuğun hayatını kaybettiği bir dünya ile karşı karşıya geliyoruz. Bu da her 2.5 saniyede bir çocuk öldüğünü gösteriyor. Öyle bir dünya ile karşılaşıyoruz ki yoksulluk sınırının altındaki insan sayısı gün geçtikçe artıyor ve son zamanlarda bu sayı 1.5 milyar. Bu, Çin'in nüfusundan daha fazla, Avrupa Birliği'nin toplam nüfusunun dört katına eşdeğerdir.
Dünyanın en zengin üç ailesinin varlıkları birleştirildiğinde en az gelişmiş ülkelerdeki 600 milyon insanın yıllık gelirlerinden daha fazla etmektedir. Bunun yanı sıra, dünyanın en fakir ülkelerinin 80 tanesinden fazlasının kişi başına yıllık geliri 10 yıl öncekine göre daha düşüktür.
Günümüzde dünya genelinde fakirlik çok ciddi boyutlara ulaşmış durumdadır. UNICEF'in son raporları göz önünde tutulursa, dünya nüfusunun dörtte biri "tasavvur edilemez sıkıntı ve yokluk koşullarında" yaşamaktadır. Bir milyar üç yüz milyon kişi günde 1 dolar, üç milyar kişi de günde 2 dolar ile geçinmektedir. Yaklaşık bir milyar üç yüz milyon insan temiz sudan, iki milyar altı yüz milyon insan temel sağlık hizmetlerinden yoksundur.
Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü'nün (FAO) 2000 yılı raporuna göre, 826 milyon insan yetersiz beslenmektedir. Diğer bir ifadeyle her altı kişiden biri açlık çekmektedir.
|
Gelir dağılımındaki adaletsizlik de son birkaç on yıl içinde aşırı derecede, düşünülenin çok ötesinde büyümüştür. Birleşmiş Milletler kaynakları göstermektedir ki 1960 yılında dünya nüfusunun en fakir %20'si ile en zengin %20'si arasındaki gelir oranı 1'e 30 iken, 1995'te 1'e 82 olmuştur. Sosyal adaletteki çöküşe bir örnek de dünyanın en zengin 225 şahsının servetinin dünya nüfusunun %47'sinin senelik gelirine eşit hale gelmesidir.
İstatistiklerin ortaya koyduğu bu güncel veriler aynı zamanda, Peygamberimiz (sav)'in sözünü ettiği fakirliğin artacağı haberinin de göstergeleridir. Peygamberimiz (sav)'in işaret ettiği dönemin günümüz koşullarını tasvir ettiği açıktır. Geçmiş yüzyıllara bakıldığında kuraklık, savaşlar veya felaketler gibi nedenlerle zorluk ve sıkıntılar yaşandığı fakat bunların geçici ve bölgesel boyutlarda kaldığı görülmektedir. Oysa içinde bulunduğumuz çağda yaşanan fakirlik ve geçim zorlukları kalıcı, düzenli ve büyük ölçekli bir yapı taşımaktadır.
Şüphesiz Rabbimiz sonsuz şefkat ve merhamet sahibidir; insanlara zulmedici değildir. Elbette böyle durumlar dini, ahlaki ve vicdani değerlerden yoksun, bencillik ve çıkar ilişkileri üzerine kurulu bir dünya düzeninin kaçınılmaz sonucudur. Nitekim "İnsanların kendi ellerinin kazandığı dolayısıyla, karada ve denizde fesad ortaya çıktı. Umulur ki, dönerler diye (Allah) onlara yaptıklarının bir kısmını kendilerine taddırmaktadır" (Rum Suresi, 41)ayetinde dünyadaki fitnenin nedeninin insanların Allah'ın dininden yüz çevirmeleri olduğu haber verilmektedir.
Altınçağ'ın başlamasıyla birlikte tüm bu zorluklar ortadan kalkacaktır. Açlık, yoksulluk ve sefalet yerini bolluğa, berekete ve zenginliğe bırakacaktır. O dönemde ihtiyaç ve yokluk içinde hiçbir insan kalmayacak, din Allah'ın Kuran'da tarif ettiği şekliyle yaşanacak ve insanlar "Onların mallarında dilenip-isteyen (ve iffetinden dolayı istemeyip de) yoksul olan için de bir hak vardı." (Zariyat Suresi, 19) ayetinde bildirildiği gibi mallarını ihtiyaç içinde olanlarla paylaşacaklardır. Zaten İslam ahlakının yaşandığı bir toplumda bazı insanların zengin, bazı insanların yoksul olması da mümkün değildir. Çünkü eğer bir insan iman ediyorsa Allah'ın "Yoksula yemek vermeye destekçi olmazdı. Bundan dolayı bugün, kendisine hiçbir sıcak dost yoktur." (Hakka Suresi, 34-35) ayetlerinde bildirdiği duruma düşmekten korkar. Bu da toplumda büyük bir sosyal adalet, refah ve bereketin oluşmasına vesile olur.
60. Kuraklık
Deccal'ın çıkmasından önce gökyüzü üç sene yağmurunu tutar. Birinci senede normal yağmurun üçte birini tutup üçte ikisini yağdırır. Yeryüzü bitkisinin üçte birini bitirmez. İkinci yılda gökyüzü normal yağmurunun üçte ikisini yağdırmaz. Yeryüzü de bitkisinin üçte ikisini bitirmez. Üçüncü yılda ise gökyüzü yağmurunun tamamını keser, yeryüzü de bitkisinden hiçbirini bitirmez. (Ebu Davud, İbni Mace, Taberani; Geleceğin Tarihi 3, s.241) | ||
Hadiste haber verildiği gibi yeryüzünde yaşanacak olan kuraklık deccalin çıkışından önce gerçekleşecek olaylardan biridir. Nitekim yakın geçmişte kuraklık dünyanın pek çok ülkesini etkilemiştir.
Kuraklık konusunda son yıllarda gazetelerde yer alan haberlerden bazıları ise özetle şöyledir:
Her y?l 100 milyon hektar verimli alan yok oluyor
Çölleşmenin, 110 ülkede bir milyardan fazla kişiyi tehdit ettiği vurgulanırken, daha fazla gecikmeden, etkili bir mücadele programı uygulanması isteniyor. (02.09.2003 ntvmsnbc)
'Açlık yüzyılı' kapımızda
Küresel ısınmanın neden olduğu iklim değişiklikleri, 21. yüzyılı 'açlık yüzyılı' yapacak. İnsanoğlunu belki en çok tehdit eden ancak hala bu tehlikenin farkına yeteri kadar varılmayan küresel ısınmanın tehlikeli boyutları 21. yüzyılda tırmanacak. Birleşmiş Milletler'in (BM) yayımladığı son raporda bilim adamları, küresel ısınmanın 21. yüzyılı aynı zamanda 'açlık yüzyılı' da yapacağını gözler önüne serdi. Raporda yer alan bilgilere göre, küresel ısınma Asya'da tarım ürünlerinin üretiminde düşüşe neden olacak...
Radikal, 25 Nisan 2003, "Hindistan yaprak gibi kuruyor" |
Raporda, küresel ısınma sonucunda yağışların azaldığı, çöllerin genişlediği, bazı bölgelerde yağışların sellere yol açtığı ve tarım ürünlerinin azaldığı belirtilerek, küçük ada ve ülkelerin küresel ısınmadan ciddi anlamda payını alacağı konusunda uyarıda bulundu."
Kuraklık konusunda son yıllarda gazetelerde yer alan haberlerden bazıları ise özetle şöyledir:
Her yıl 100 milyon hektar verimli alan yok oluyor
Çölleşmenin, 110 ülkede bir milyardan fazla kişiyi tehdit ettiği vurgulanırken, daha fazla gecikmeden, etkili bir mücadele program uygulanması isteniyor. (02.09.2003 ntvmsnbc)
Dünya Çevre Günü'nün bu yılki teması 'su'
Birleşmiş Milletler (BM), Dünya Çevre Günü'nde su sıkıntısına dikkat çekerek, su sorunu yüzünden 2 milyar kişinin ölümle karşı karşıya olduğunu bildirdi. (05.06.2003 ntvmsnbc)
Dünyada kuraklık alarmı
2025'e kadar susuzluğun, dünyada her 3 insandan birini tehdit edeceği belirtildi. (15.08.2001 ntvmsnbc)
Ancak Peygamberimiz (sav)'in diğer hadislerinde bu kuraklığın ardından yağışlarda artış olacağı da haber verilmiştir. Kuraklığın yaşanması gibi, yağışlarda artış olması da Hz. İsa (as)'ın geliş alametlerindendir.
61. Belirli Senelerde Bozulan Ekonomi
İnsanlar 95. seneye kadar malik olacak, yani işleri iyi gidecek, 97 veya 99. senede mülkleri zail olacak... (El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamet-il Hz. Mehdi (as) yy-il Muntazar, s. 54) | ||
Bu hadiste ahir zamanda nasıl bir ekonomik durum olacağı ile ilgili daha detaylı bilgiler verilmektedir.
Hadisteki "95. sene" şeklindeki ifade ile 1995 yılına dikkat çekiliyor olması muhtemeldir. 1995 yılı insanların nispeten daha müreffeh bir yaşam sürdükleri, yaşam koşullarının çok zorlaşmadığı bir dönemdir. Nitekim hadiste bu yıl içinde "işlerin iyi gideceği" haber verilmektedir. Yani bu dönemde insanlar yaşamlarını idame ettirebilecek bir gelire sahiptirler ve hala mülk edinebilecek kadar zengindirler. Ancak 1997-1999 yılları ekonominin çok kötüleştiği, fakirliğin ve yokluğun arttığı bir dönemdir. Bu yıllar arasında malın ve mülkün değeri kalmayacaktır. Yakın geçmişte Arjantin örneğinde de görüldüğü gibi bu olay gerçekleşmiştir.
Cumhuriyet, 1 Ağustos 2001, "Dünya iflas mı ediyor" |
62. Ticaretin ve Yolların Kesilmesi
Ticaret ve yolların kesildiği ve fitnelerin çoğaldığı zaman... (Kitab-ül Burhan fi Alamet-il Hz. Mehdi (as) yy-il Ahir Zaman, s.52) | ||
Hz. Mehdi (as) çıkmadan önce, milletler arasında ticaret ve yollar kesilecek, insanlar arasında fitneler çoğalacaktır. (El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamet-il Hz. Mehdi (as) yy-il Muntazar, s. 39)
Günümüzde ülkeler arasında yapılan ticari ve ekonomik iş birliği anlaşmalarına rağmen, güvenlik endişesi kimi zaman ticari faaliyetlere engel olmaktadır.Örneğin, dünyanın pek çok bölgesindeki yeraltı zenginliklerinin diğer bölgelere taşınması konusunda yaşanılan sorunların önemli bir kısmı güvenlik kaynaklıdır. Dünyanın farklı köşelerinde çatışmalar ve gerginlikler ekonomik iş birliklerini engellemekte, toplumlar arası ticari faaliyetler çok sınırlı miktarda gerçekleşebilmektedir.
|
63. Kazancın Azalması
Herkesin az kazançtan yakınması... Paraları için zenginlerin saygı görmesi... (Kıyamet Alametleri, s. 146) | ||
Piyasanın durgun olması, kazançların azalması... (Kıyamet Alametleri, s. 148)
İşlerin kesad gitmesi. Herkes "satamıyorum, alamıyorum, kazanamıyorum!" diye yakınacak. (Kıyamet Alametleri, s. 152)
Ekonomik sıkıntılar bugün pek çok ülkenin en önemli sorunlarından biridir. İnsanlar geçimlerini sağlayacak geliri elde edememekte, kimi zaman ürünlerini satacak alıcı dahi bulamamaktadırlar. Yoksulluk ve gelir dağılımındaki eşitsizlikle mücadele etmek zorunda kalan bazı ülkelerde de bu durum, toplumsal düzeni sarsmakta, kargaşaya neden olmaktadır. Arjantin'de ekonomik çöküntü nedeniyle yaşanan çatışmalar bu durumun örneklerinden biridir.
|
64. Milli Servetlerin Zenginler Arasında Bölüşülmesi
"...Onbeş şeyi yapmaya başlayınca ona büyük belanın gelmesi vâcip olur!" buyurmuşlardı. (Yanındakiler:) "Ey Allah'ın Resûlü! Bunlar nelerdir?" diye sordular. Aleyhissalâtu vesselâm saydı: "Ganimet (yani milli servet, fakir fukaraya uğramadan sadece zengin ve mevki sahibi kimseler arasında) tedavül eden bir metâ haline gelirse." (Tirmizi, Fiten: 39, (2211)) | ||
Peygamberimiz (sav)'in kıyamet alameti olarak haber verdiği bu durum günümüzde dünya genelinde yoğun olarak yaşanmaktadır. Bugün dünyanın en zengin insanları dünyadaki zenginliklerin büyük bir kısmını kontrolleri altında tutarken, milyarlarca insan da fakirlik ve açlık içinde yaşamaktadır. Yalnızca Afrika kıtasındaki milyonlarca insanın yaşadığı açlık ve sefalet tüm dünyanın gözleri önünde sürmektedir.
Uluslararası Çalışma Örgütü 2003 senesinde yaptığı açıklamada, 2 milyar insanın günde 2 dolar, 1 milyar insanınsa yaklaşık 1 dolarla geçinmek durumunda kaldığını belirtti. Örgütün basın açıklamasında,dünyanın en yoksul yüzde 20'siyle en zengin yüzde 20'si arasındaki uçurumun, son 40 yılda iki kat derinleştiği de vurgulandı.
|
Radikal gazetesinin 23 Eylül 2000 tarihli sayısında ise Forbes dergisinin en zengin 400 ABD'li listesindeki kişilerin 1.2 trilyon doları bulan servetlerinin, Türkiye'nin milli gelirinin altı katına denk geldiği açıklandı. 'ABD'nin en zengin adamı' unvanını uzun süre elinde tutan Microsoft Başkanı Bill Gates'in 63 milyar dolar olarak tahmin edilen servetinin, 25 milyon nüfuslu Peru'nun milli gelirinden daha fazlayken Türkiye'nin 200 milyar dolarlık milli gelirinin üçte birine tekabül ettiği bildirildi. Haberde ABD'nin en zengin dördüncü adamı Warren Buffet'ın 28 milyar doları aşan kişisel servetinin, nüfusu 2 milyondan fazla olan petrol zengini Kuveyt'in milli gelirini geride bırakırken, listede 21. sırada bulunan Ted Turner'in 9.1 milyar dolarlık servetinin 2.7 milyon nüfuslu Panama'nın milli gelirine eşit bir büyüklükte olduğu açıklandı. Ortaya çıkan tablo, ulusal ve uluslararası ölçeklerde yoksulların oranı artarken, zenginlerin giderek daha da zenginleştiğini, en zenginler listesini oluşturan 400 kişinin toplam servetinin bir yılda yüzde 20 arttığını gösteriyordu.
Akşam gazetesinin 2 Şubat 2003 tarihli sayısında ise dünya genelinde yaşanan gelir dağılımındaki eşitsizlik şöyle ifade ediliyordu:
İnsanlığın en önemli sorunu: 2003 Dünya Kalkınma Raporu'na göre, ülkelerarası gelir eşitsizliği giderek daha da derinleşmektedir. Rapor, dünya gündemindeki en önemli kalkınma sorununun, geliri günde 2 doların altında olan üç milyar insana üretime katkı yapabileceği bir iş imkanı ve çok daha iyi bir hayat kalitesi sağlamak olduğuna işaret etmektedir. Bugün dünya barışını tehdit eden faktörlerin başında küresel yoksulluk ilk sıralarda gelmektedir.
|
Dünyanın durumu: Bugün en zengin 20 ülkedeki ortalama gelir, dünyanın en yoksul 20 ülkesindeki ortalama gelirin 37 katıdır. En zenginlerin yüzde 20'sinin yaşadığı gelişmiş ülkeler dünya Gayri Safi Milli Hasılası'nın (GSMH) yüzde 86'sını, ihracat pazarlarının yüzde 82'sini, tüm yabancı yatırımların yüzde 68'ini, tüm telefon hatlarının yüzde 74'ünü ellerinde bulundururken, tüm bu alanlarda en yoksul yüzde 20'nin payı ise hiçbir zaman yüzde 1.5'i geçmemektedir.
Diğer yandan en zengin yüzde 20 ile en yoksul yüzde 10 arasındaki fark 1960 yılında 30'a 1 iken, 1990 yılında 60'a 1, 1997 yılında 74'e 1, 2000 yılında da 79'a 1 olmuştur. Aşırı yoksulluk içinde yaşayanların, yani günlük geliri bir doların altında olanların sayısı 1 milyar 200 milyonu aşmıştır.Bugün dünyadaki en zengin 3 kişinin servetleri 600 milyon insanın yaşadığı en yoksul ülkelerin toplam GSMH'sinin üstündedir...
Dünyadaki doğal kaynakların yüzde 80'i dünya nüfusunun yüzde 16'sınca tüketilirken, dünya nüfusunun 5'te biri de sağlıklı su kaynaklarından bile mahrum bulunmaktadır. Sadece ishalden ölenlerin sayısı yılda 50 milyonu aşmaktadır. Gelişmemiş ülkelerde nüfusun büyük bölümü kırsal kesimde yaşarken, bu topraklardaki doğal kaynakların azalması sonucu bu ülkeler daha da yoksulluğa gitmektedir. O kadar ki, yoksulluk tabanının altında yaşayan ülkelerdeki kadın ve çocukların 4-5 saati yakacak odun arayarak, 4-6 saati ise su bulmak ve taşımak için zamanını harcamaktadır."
|
Bu durum Peygamberimiz (sav)'in hadislerinde açıkça bildirdiği gibi bir ahir zaman alametidir. Rabbimiz'in izniyle bu, Hz. İsa (as)'ın gelişinin ve Hz. Mehdi (as)'ın açıkça zuhur edişinin çok yakın olduğunun ve insanların bu yoksulluk ve sıkıntılardan kurtulacağı Altınçağın da bir müjdecisidir. Altınçağ'da dünyanın içinde bulunduğu bu durum tamamen değişecektir. Çünkü bu dönemde Kuran ahlakı eksiksiz olarak yaşanacaktır ve Allah Kuran'da insanlara şöyle emretmiştir:
... Öyle ki (bu mallar ve servet) sizden zengin olanlar arasında dönüp-dolaşan bir devlet olmasın. Resûl size ne verirse artık onu alın, sizi neden sakındırırsa artık ondan sakının ve Allah'tan korkun. Şüphesiz Allah, cezası (ikabı) pek şiddetli olandır. (Haşr Suresi, 7)
65. Depremlerin Artması
Hiç şüphesiz tarih boyunca çok az doğa olayı depremler kadar insanlığı etkilemiştir. Her an, her yerde meydana gelebilen depremler yüzyıllar boyunca çok sayıda kişinin ölümüne ve astronomik boyutlarda maddi zarara yol açmış, bu özellikleri nedeniyle insanlar için korku kaynağı olmuştur. 20. ve 21. yüzyılın teknolojik koşulları bile depremlerin verdiği hasarı ancak belirli ölçülerde engelleyebilmiştir.
Teknolojinin, kendilerine doğaya hükmetme olanağı sağlayacağı yanılgısına kapılan bazı insanlara ise daha önce belirttiğimiz gibi, 1995 Kobe depremi anlamlı bir ders vermiştir. Hatırlanacağı gibi, Japonya'nın büyük endüstri ve ulaşım merkezinde yaşanan deprem hiç beklenmedik bir zarara yol açmıştır. Bu deprem sadece 20 saniye sürmesine rağmen, Time dergisinde belirtildiğine göre, 100 milyar dolar civarında zarara neden olmuştur.
Tüm bu olaylar Peygamberimiz (sav)'in 1400 yıl önce söylediği şu sözleri akıllara getirmektedir:
Şu hadiseler meydana gelmedikçe kıyamet kopmayacaktır… depremler çoğalacak… (Ramuz-El Ehadis, 476/11) | ||
Kıyametten önce iki büyük hadise vardır… ve sonra da zelzeleli yıllar. (Ramuz-El Ehadis, 187/2)
Barınacak evler, sizi taşıyacak hayvanlar bulamayacağınız günler yaklaşmıştır. Çünkü evlerinizi depremler yıkacak… (Kıyamet Alametleri, s. 146)
Anlaşmazlıklar ve sık sık depremler vaki olacak…. (Kıyamet Alametleri, s.166)
Son birkaç yıl içinde meydana gelen büyük ve sürekli depremler, dünya kamuoyunun gündeminde devamlı olarak ilk sıralarda yer almaktadır. Amerikan Ulusal Deprem Enformasyon Merkezi verilerine göre 1999 yılında, yeryüzünde küçük veya büyük şiddette 20.832 deprem meydana gelmiştir. Bu depremlerde resmi açıklamalara göre tahmini olarak 22.711 insan hayatını kaybetmiştir.
|
Geçmişe baktığımızda deprem sayısının çok az olduğunu görürüz. ABDJeolojik Araştırma Kurumu (USGS)'nin raporlarına göre 1556-1975 arasındaki yaklaşık 400 yılda meydana gelen 5.0 ve daha büyük şiddetteki depremlerin sayısı sadece 110'dur. Aynı kurumun açıklamasına göre, 1980-2003 yılları arasında sadece 23 sene içinde meydana gelen 6.5 ve daha büyük şiddetteki depremlerin sayısı ise 1685'tir.Kuşkusuz bu rakamlar Hicri 1400 yılının başından itibaren depremlerin sayısındaki artışı çok açık bir şekilde ortaya koymaktadır.
Kuran'da da deprem ile kıyamet arasındaki ilişkiye işaret eden ayetler bulunmaktadır. Kuran'ın 99. Suresi'nin adı Zelzele (büyük sarsıntı, deprem) Suresi'dir. Sekiz ayetten oluşan bu surede yerin şiddetli sarsıntısı tasvir edilmekte, bunun ardından da kıyamet günü insanların diriltilecekleri ve Allah'ın huzurunda hesap verecekleri, zerre ağırlığınca da olsa yaptıkları işlerin karşılığını alacakları anlatılmaktadır:
Yer, o şiddetli sarsıntıyla sarsıldığı,
Yer, ağırlıklarını dışa atıp-çıkardığı,
Ve insan: "Buna ne oluyor?" dediği zaman,
O gün (yer) haberlerini anlatacaktır.
Çünkü senin Rabbin ona vahyetmiştir.
O gün insanlar, amelleri kendilerine gösterilsin diye bölük bölük fırlayıp-çıkarlar.
Artık kim zerre ağırlığınca hayır işlerse, onu görür. Artık kim zerre ağırlığınca bir şer (kötülük) işlerse, onu görür. (Zelzele Suresi, 1-8)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder